Cuma, Ekim 15, 2021
spot_img
Ana SayfaMedyada ÇınardibiSanatçı Şevval SAM, Çınardibi'ni ziyaret etti - "Hayatın gerçek yüzü, umudun adresi...

Sanatçı Şevval SAM, Çınardibi’ni ziyaret etti – “Hayatın gerçek yüzü, umudun adresi Çınardibi!” – 02.12.2007

( 2 Aralık 2007 tarihinde Çınardibi’ni ziyarete gelen Şevval SAM’ın Çınardibi Dergisi’ne yazdığı yazıdır. )

HAYATIN GERÇEK YÜZÜ, UMUDUN ADRESİ ÇINARDİBİ !

Nerede yaşıyoruz? Nereliyiz? Kimiz biz? Biz kurtarabilir miyiz dünyayı? Yoksa ‘benden sonra tufan’ mı demeliyiz? Nasıl bir sorumluluğumuz var bu dünyaya? Birlik olmak, ait olmak, ne demek? Umut var mı, yoksa vaz mı geçmeli her şeyden?….

Yine manşetlerde buz gibi, tatsız, bulutlu haberler. İyi bir ‘BirGün’ okuyucusu olan ben, dolu gibi kafama düşen kötü haberlerden kaçmak için güneşli bir sayfa aradım. Kim keşfetmişti onları, nereden bulmuşlardı? Böyle şeyler, ‘bağımsız film festivalleri’nde gösterilen özel ödüllü hikayelerde olmaz mıydı? Bu bir film senaryosu muydu? Yoksa hayatın gerçek yüzü mü? Hangi kurtarılmış Çınar’ın kuytusuydu burası ve insanlarıydı, onu sevgi ve emekleriyle sulayan? Artık kimsenin, hiç bir şey için emek vermediği bir dünyada, hala böyle insanlar var mıydı? Bir umuttu Çınardibi ve ben, onları yakından görmeliydim…

Ne komik değil mi? Benimle röportaj yapmak isteyen koca koca gazetelere randevu verecek gün bulamıyorken, bir programda onlara haber yolladım ‘ben bu dergi ile röportaj yapmak istiyorum’ diye? Sunucular da anlamadı bu işten. Hikaye, onlara da ütopik gelmişti. Günlük rutinleri içerisinde, belki de eriyip gitti bu haber. Ama ben düşüncemden vazgeçmedim. Bekledim ki onlar bulsun beni. Buldular da…

Röportajı mahallede yapmaya karar verdik. Umudun ve gururun gözlerde nasıl parladığına, ilk Üsküdar’daki buluşma noktamızda şahit oldum. Kısaca hikayeyi dinledim. Zaten okurken büyülendiğim hikayeyi seyretmeye koyulmuştum. Henüz beni bekleyen sevgi, umut ve coşku dolu kalabalıktan, kek, pasta, börek, kısır ve patates salatasından haberdar değildim. Bir-iki kişiyle röportaj yapacağımı düşünürken, röportaj yapacağım mekanda, hayata dair, düşünen, bir şeyler yapmak isteyen bir ‘mahalle’ ile karşılaştım. Konuştuk, sohbet ettik, sorular sordular, ben de onlara sorular sordum. En komiği de, ben ev yemeklerinin lezzetinde kendimi kaybettiğimde, ‘Aaa!! Hayatında ilk defa katmer görüyor herhalde!’ deyip, bana Mars’tan gelmiş gibi bakılmasıydı !.. Sonra kızlar bana şiirler okudular. Birlikte şarkılar söyledik… Normal bir röportajdan oldukça farklı, ancak herkese nasip olmayacak bir güzellikteydi. Gerçek sevgiyi, yaşam mücadelesini, neşeyi, emeği, dayanışmayı ve aidiyet duygusunu görmek, hayattaki amacımın umutsuzluklarla örselenmesini engellemiş, beni hayata daha bir bağlamıştı.

Sohbetimiz ve de tabii ki sofradaki ev kekleri, börekler, salatalar bitmiş, biz mahalleyi gezmeye başlamıştık. Etrafımı çocuklar sardı. Mahallenin köpeklerini sevdik. Meşhur ‘ÇINAR’ın dibine geldik. Fotoğraflar çektik. Gülüştük… Akşam olmuştu ve artık gitme vakti gelmişti. Herkesle tek tek vedalaştık. Çocuklar, arabanın arkasından koştular bana el sallayarak. Akşama anlatacak ortak hikayeleri, yazacak yeni yazıları, çizecek resimleri, karikatürleri vardı. Eminim, onlar da çok mutlu oldu, yaptıklarına daha da bir inanarak, birilerinin onları takip edip destek verdiğini bilerek, umutla besledikleri emeklerine daha da sarıldılar… Motorda, arkamda Üsküdar’ı bırakarak giderken, bir yandan geçirdiğim günü, bir yandan da aydınlık yarınlar fikriyle avuttum kendimi, Çınardibi’nden aldığım güç ve umutla…

Şevval SAM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

YORUMLAR