Çınardibi Manifestosu

55

( Çınardibi Dergisi 1.sayı giriş yazısı – 5 Aralık 2006 )

Duyuyor musunuz?

İşte ilk çığlığını koyverdi gökyüzüne. Ve nurtopu gibi bir dergimiz oldu. Adını “ÇINARDİBİ” koyduk. Gözümüz aydın, gönlümüz şen olsun!

Gör(e)meyenlere göz, duy(a)mayanlara kulak, konuş(a)mayanlara dil olsun diyedir ki ÇINARDİBİ ete-kemiğe büründü.

Hikayemiz bir söz ile başlar. Önce bir söz idi yalnızca. Yüreğimizin eldeğmemiş topraklarına ektiğimiz bir söz. “Umut ile, sevda ile, düş ile” suladık o sözü. Yeşerdi usul usul. Yeşerip boy verdi. Boy verip çiçeğe durdu. Ve çatlatıp yüreğimizin kabuğunu bir gökkuşağı gibi açtı, siyah-beyaz filmleri andıran hayatımızın üzerinde.

İpini koparmış gezegenimizde nasıl bir yankı uyandırır bilinmez ama, “bir ihtimal daha var” deyip çıktık Yol’a. Asıl olan da Yol’dur zaten, varmaktan öte…

Paranın egemen olduğu bir dünyada kültürel bir çabaya girişmek, akıntıya karşı kürek çekmek belki. Ya da “ellisinde uyup yüreğinde çarpan aklına / bir Temmuz sabahı / güzelin, doğrunun ve de haklının fethine çıkan” Don Kişot misali yeldeğirmenleriyle dövüşmek. Kısacası, “akıl karı” olmasa gerek çabamız! Oysa, insanı insan yapan kültürdür. İnsan, doğayı gereksinimleri doğrultusunda dönüştürüp kültürü yaratarak insanlaşmıştır. Kültürden soyutlanmış bir insan, kurumuş bir ırmağa benzer. Özcesi, çabamız insan olmanın bir gereğidir.

Ne “kültür” adı altında dayatılan yozlaşmaya mahkumuz, ne de yabancılaşmanın yarattığı yalnızlaşma kaderimiz. Her şeyin para ile ölçüldüğü dünyamızda “başka türlü bir yaşam mümkün!”. Çınardibi Dergisi de, başka türlü bir yaşam arayışının ürünü olarak var oldu. Yozlaşmaya karşı kültürü, yalnızlaşmaya karşı toplumsallaşmayı koyarak, başka türlü bir yaşam arayışımızı anlamlandırmaya koyulduk. Hayatın rüzgarı ile bir yaprak gibi savrulmak yerine, irademizle hayatımıza ve geleceğimize yön veriyoruz. Ve sesimizin ulaştığı herkesi çabamıza ortak olmaya çağırıyoruz.

Yolumuz açık olsun!

 

YORUM YOK

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz