Cuma, Ekim 15, 2021
spot_img
Ana SayfaMedyada ÇınardibiBirGün Gazetesi'ne çıktık - "Annem adımı dergide görünce sevinsin istedim." - 29.10.2007

BirGün Gazetesi’ne çıktık – “Annem adımı dergide görünce sevinsin istedim.” – 29.10.2007

“Annem adımı dergide görünce sevinsin istedim.” 

Türkiye’nin hareketliliği malum; fakat, bir o kadar da Ümraniye’nin Kazım Karabekir Mahallesi hareketlilik içerisinde. Mahallede gencinden yaşlısına, esnafından öğrencisine, işçisinden işsizine kadar, bedenlerindeki küçücük yüreklerine aldırmaksızın büyük umutlar kuran bir grup insan, aylardır oturmuş dergi çıkarıyor.

Kasım 2006’da, ‘Bir şey yapmalıyız! Ama ne?’ sorusunun ardından arkadaşlarıyla birlikte fikir jimnastiği yaptıklarını belirten Çınardibi Dergisi imtiyaz sahibi Cüneyt Boran, derginin çıkış sürecine ilişkin şunları söylüyor: “Kendi kendimize ‘Evet, bir dergi çıkaralım.’ diyerek başladı her şey. Herkesin ve her şeyin bizi dışladığı, bizi ikinci plana attığı bir varoşta kendi kendimizi sahiplenelim derken oluştu Çınardibi Dergisi.”

Hayallerinin bu dergiye sığmayacağını dile getirseler de, şimdilik seslerini herkese duyurabilecekleri ve kimseye bağımlı olmadıkları bir dergi çıkardıkları için mutlular ‘Çınardibi Kültür ve Dayanışma Topluluğu’ üyeleri. Dergiye yazılar da kaleme alan emekli Ali Balkır, ev hanımları Hatice Depeli ve Gülten Celbiş ile geçen hafta mahallede gerçekleştirdikleri ‘Dayanışma Şenliği’ sonrasında görüştük…

‘BU FIRSAT ELİME GEÇ GEÇTİ’

– Dergiye yazı yazmanız istendiğinde duygularınız ne oldu?
Hatice Depeli : Duygularımın değiştiğini saklayamam, çok duygulandım. Çocuklar teklif edince, Çınardibi dergisi ile ilgileneceğime ve değer vereceğime, elimden geleni yapacağıma söz verdim. Çınardibi’nde büyüyüp yetişen insanlar, seslerini, düşüncelerini dergiye döktüler. Yazdıkları şiirleri, sözleri çok beğenildi. Gencinden yaşlısına çocuklarımızın değerleri, o emekleri ile çıktı bu dergi.
Gülten Celbiş : Mahalledekiler adına böyle bir dergi çıkarılması hoşuma gidiyor. Yazı yazmamın istenmesi hoşuma gitti ve aynı zamanda heyecanlandırdı. Çünkü, sadece okuyordum ve düşüncelerimi yazıya dökmemiştim. Dergide yazımı görmek de hoşuma gitti. Bu olanaklar bize çocukken verilseydi, bence bugün çok farklı yerlerde olurdum.
Ali Balkır : Şaşırdım, sevindim ve gurur duydum. Şaşırdım; çünkü, daha önce benden dergi veya herhangi bir şey için yazı yazmam istenmedi. Bu dergiye yazı yazmam istendiği için sevindim ve gurur duydum.

‘ŞİİRLERİM OKUNDU, GÜÇLENDİM’
– Çevrenizde yazı yazdığınız öğrenilince aldığınız tepkiler nelerdi?
Hatice Depeli : Dergide ismimi duyanlar, çok beğendiklerini söylediler. ‘Keşke biz de bir şeyler yazabilsek. Sen ne güzel şiirler yazmışsın. Dergide şiirlerini okuduk. Çok beğendik.’ dediler. Bana daha bir güç geldi.
Gülten Celbiş : Geçen gün bir komşum okumuş. Hoşuna gitmiş ve yazım çıktığı için beni tebrik etti. Gelen tepkilerin hepsi güzeldi. Ben de, yazdıklarını paylaşan diğer kadınlardan cesaret aldım.
Ali Balkır : Çok farklı tepkiler aldım. Komşularımdan, arkadaşlarımdan ve çevremdeki insanlardan. Böyle bir yazı yazmama şaşırdılar. Destekleyenler ve tebrik edenler oldu.

‘ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİ AYDINLIK’
– Dergi neler yapmaya çalışıyor sence?
Hatice Depeli : Çınardibi Dergisi, halkın sesi olmaya çalışıyor. Çocukları, yaşlıları, gençleri, bir araya getirmeye, birbiriyle kaynaşmaya, tanışmaya çağırıyor. İnsanlarımızda okuma alışkanlığı yarattı. Derginin çıkmasını bekliyor insanlar. ‘Acaba, şu ne demiş, bu ne demiş? Bu dönem mahallede neler olmuş?’ diye dergiyi gözden geçiriyorlar. Gülten Celbiş : Bence, derginin yapmak istediği, mahalledeki yediden yetmişe herkesin geleceğine yön vermektir. Mahalleli insanlar için gençlerin böyle yapması güzel bir çaba. Mahalledeki kadınların da kendini geliştirmesini istiyorlar. Kadınlar, temizlik ve örgüden başka pek bir şey bilmiyor. Tiyatroya gitmiştik. 50 yaşında kadın vardı ilk kez tiyatroya gelen. Çok güzel bir başlangıç oldu bence o kadınlar için. Çocuklar da yazılarını paylaşıyorlar. O çocuklar geleceğin aydınları olacaklar.
Ali Balkır : Dergimiz, mahallemizdeki insanlarımızın görüşlerini, düşünce ve duygularını kaleme alarak yayınlıyor. Bu mahallede hepimizin bir bütün olduğunu, birlik ve beraberlik içinde yaşamamız gerektiğini vurguluyor. Yaptıkları etkinliklerle de bunu kanıtlıyor. Gerek düzenledikleri tiyatro gösterileriyle, gerekse de dayanışma şenliğiyle.
‘Yoksulluk ve cehalet kaderimiz olmasın!’
Çınardibi Dergisi imtiyaz sahibi Cüneyt Boran, mahallede sokak sokak dolaşarak büyüttükleri dergilerini anlattı…
-Nasıl başladı dergi serüveni?
Dünyanın parlayamayan tek incisi Türkiye; Türkiye’nin en popüler şehri İstanbul; İstanbul’un en karışık semti Ümraniye; Ümraniye’nin en yoksul ve yoksun mahallesi ise Kazım Karabekir. Ve böylesi bir mahalleden, umutlarını küçük yürekleri ile dünyaya haykırmaya çalışan bir grup insan, ‘ Çınardibi Kültür ve Dayanışma Topluluğu’ ile bir araya geliyor.
2006 kasım ayı. Yaklaşık bir yıl önce, ‘bir şey yapmalı’ diye başlıyoruz çalışmalara. Ama ne? Bir dergi!!! ‘Evet, bir dergi çıkaralım!’ diye başladı her şey. Herkesin, her şeyin bizi dışladığı; bizi ikinci plana attığı bir varoş mahallesinde kendi kendimizi sahiplenelim derken oluştu Çınardibi Dergisi.
Bize gerçeği göstermiyorlar mı? Biz gerçeğe ulaşırız o zaman!
Bizi kimse umursamıyor mu? Biz sesimizi duyururuz o zaman!
Bize kimse yardım etmiyor mu? Biz ekmeğimizi taştan çıkarırız o zaman!
Bizim önümüzü mü kesiyorlar? Engelleri el ele vererek aşarız o zaman!
Sloganları ile bir evin soğuk ve karanlık tavan arasında, sıcak çaylarımızı yudumlarken başladı Çınardibi çalışması. Bir fikirdi en başta. Yapılabilir miydi acaba? Bir kişinin ortaya attığı fikir, aslında hepimizin hayaliydi ve bir anda sahiplendik, temelinde ‘insani değerlerimizi kaybetmemeliyiz!’ iddiası olan çalışmayı.
Daha sonraki günlerde her akşam toplanmaya başladık. Her akşam konuştuk. Bazı günler çok önemli kararlar aldık. Bazı günler de boş konuştuk, zaman öldürdük. Ne yapabilirdik ki? Biz uzman işletmeciler, yazarlar, çizerler, düşünürler değildik. Kendimizce bir şeyler yapıyorduk ve yaptığımızın çok doğru ve çok anlamlı şeyler olduğunu biliyorduk. O soğuk tavan arası toplantılarında dergimizin adı, sloganı, logosu, içeriği gibi sistematik kararlar aldık ve sonra çevreye bu hareketi tanıtmaya sıra geldi.
Gerçeği görmemek ya da görememek nasıl bir acizliktir bilir misiniz? Dergimizi ve çalışmamızı tanıtmak ve amacımızı anlatmak için ev ev, kapı kapı dolaştık. Nelerle karşılaştığımızı kimse yaşamadan bilemez.
Öncelikle haksızlık etmek istemem: tabi ki mahallemizde yaşayan insanlar yoksul insanlar olduğu için hepsi geçim derdinde. Ekonomik sıkıntılar o kadar ağır ki, başka hiçbir şey görmüyorlar, hiçbir şey duymuyorlar. Tamam, durumlara tersinden de bakmak gerekir; fakat, devlet-ordu politikaları sayesinde öyle duyarsız, öyle cahil, öyle bilinçsiz insanlar yaratıldı ki akıl almıyor. Şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, ‘ böyle giderse Türkiye’nin geleceği hiç parlak değil, belki geleceği bile olmayabilir.’
– Kaç sayı çıktı, kaç adet basılıyor?
Yaklaşık bir yıl oldu. En son eylül ayında beşinci sayımızı çıkardık. Basılan her dergi hemen hemen tükendi. En son 1.000 tane bastırdık. Bitti nerdeyse.
– Ağırlıklı olarak hangi konulara yer veriyorsunuz derginizde?
İnsanların ürettiklerini paylaşmasını öngördük. Bize danışıp konu isteyen de oldu, eli kalem tutanlardan bir konu üzerine yazdıklarını paylaşan da. Kadın ve çocukları ilgilendiren konular ağırlıkta yer alıyor.
-Nasıl tepkiler alıyorsunuz çevreden?
Bulunduğumuz şehirde bu tür bir çalışma örneğine rastlamadık. Herkes için yeniydi. Özellikle gençlerin uğraşıyor olması, başta kısa süreli bir heves olarak algılansa da ortaya somut bir şeyler koyabilmemiz, bu düşünceleri azalttı. Okuma kültürü bize yabancı bir kültür. Olumsuz tepkiler genelde bu sıkıntı üzerinden oldu.

– Son olarak neler söylemek istersiniz?
Çok zor şartlarda insanların alışkanlıklarını değiştirmek; doğruya, güzele hep birlikte ulaşma ümidiyle birinci yılımızı tamamladık. Bir yıl içinde çok güzel zamanlarımız oldu, çok zor zamanlar da geçirdik. Fakat çalıştık, çabaladık, yanlış gideni değiştirmek için emek harcadık ve yolumuzda yürümeye devam ediyoruz. Yoksulluk, cehalet, umutsuzluk kaderimiz olmasın! Hep birlikte daha güzel günler görmek dileğiyle!
‘Hem okuyorum, hem de yazıyorum dergiye.’
Dergi çıkmaya başladıktan kısa bir süre sonra mahalledeki çocukların sokaklarda futbol oynadığını gören abileri ‘Çınardibi Futbol Takımı’nı kurma fikrini çocuklarla paylaşmışlar. Ufaklıkların bu fikri beğenmesi üzerine de boş arazide antrenmanlara başlamışlar bile. ‘Çınardibi Futbol Takımı’ oyuncularıyla görüştük.
Deniz Aya, “insanlara dertlerimi ve bildiklerimi aktarabilmek için fırsat olarak gördüm. Bir de annem ismimi görünce mutlu olur diye düşündüm yazı yazarken.”
Bülent Arslan, “mahallede tanınabilmek için hem okuyorum, hem de yazıyorum dergiye.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

YORUMLAR