ArtıGerçek haber portalına çıktık: “Başka semtin çocukları’ ndan bir umut hikayesi” – 16.07.2017

42

‘Başka semtin çocukları’ndan bir umut hikayesi

Anadolu’dan göçmüş,  yoksul ailelerin semti Çınardibi. Kimi tekstilde, kimi fabrikada, kimi işportada çalışan kenar mahalle insanları… Ahmet Arif’in Karanfil Sokağı şiirinde dediği gibi “Ekmeğe, aşka ve ömre/ Küfeleriyle hükmeden/Ciğerleri küçük, elleri büyük/Nefesleri yetmez avuçlarına/-İlkokul çağında hepsi-/ Kenar çocukları/ Kar altındadır.” Ama o çocuklar kışın soğukluğunu epeydir hissetmiyorlar. Çünkü sımsıcak bir paylaşım ortamı kurmuşlar kendilerine; Çınardibi Kültür Merkezi… Tam 13 yıl önce Devrim Boran bir grup mahalleliyle “Umut ile… Sevda ile… Düş ile…” diyerek çıkmış yola. Önce bir dernek kurmuş, sonra yazarları tamamen mahalleli çocuklardan oluşan bir dergi çıkartmaya başlamış. Kısa sürede ses vermiş Çınardibi’nin yoksul insanları.  Bu içten çabayı bağırlarına basmışlar. Seslerine duyanlar olmuş dışarıdan. Gazeteciler gelmiş,  televizyonlardan çağırmışlar. Devrim, çocuklarını almış gitmiş.  Üniversitelerden öğrenciler gelmiş sonra… El eli büyütmüş. Ama kimseye, hiçbir güç merkezine göz kırpmamış Çınardibi’nin koca yürekli çocukları. Devrim’in deyişi ile “hep kendi yağlarında kavrulmuşlar.” Yaz ve kış okulları kurmuşlar. Hayatlarında tiyatro görmemiş kadınları ve çocukları tiyatroya götürmüşler.  Şenlikler düzenleyip futbol turnuvaları yapmışlar yırtık ayakkabılarıyla. “Yozlaşmaya ve yabancılaşmaya karşı” ulu çınarın altında umudu, sevdayı, düşleri büyütmüşler hep birlikte… 

                Herkesin bulunduğu yerde bir şeyler yapmasının gerektiği bir dönemde, biz sorduk, Devrim anlattı hikâyesini… 

                İshak Karakaş-Çınardibi Kültür Merkez’inin kurucu ve aktivistiniz. Çınardibi Ümraniye’de yoksul bir mahalle. Çınardibi mahallesini biraz anlatır mısınız?

                Devrim Boran-Çınardibi Ümraniye’de Kazım Karabekir mahallesinde bulunan bir sokağın adı. Derneğimiz de, dergimiz de o sokaktan alıyor adını. Mahallemiz 2B arazisi… Mahallemizde tapu sorunu var. 

                İshak Karakaş- Nereden aklınıza geldi çocuklarla birlikte bir kültür merkezi açmak? Kaç kişiyle yola çıktınız?

                Devrim Boran– 2006 yılının kasım ayında yola çıktık.“Umut ile… Sevda ile… Düş ile sloganıyla…” Bir derdimiz vardı… Yozlaşma ve yabancılaşmaya karşı mücadeleyi dert edindik. Yozlaşmadan kastımız; uyuşturucu, çeteleşme, fuhuş ve kumardı. Yabancılaşmadan kastımız ise insanlar arasında sosyal bağlarının artık kopması, insanların yalnızlaşması… Bunları dert edindik, yozlaşmaya ve yabancılaşmaya karşı bir alternatif oluşturmak iddiası ile yola çıktık. 2006’nın Kasım’ındanGüneşli’debir ay boyunca toplantı yaptık. 15-20 defa toplandık. Bu toplantılara 12 yaşından 60 yaşına kadar 60 civarında insan katıldı. Bu toplantılarda dergimizin ismini, logosunu, maliyetini, yayın süresini ve dergiden yer alacak konuları netleştirdik…

                Ahmet Tulgar- Toplantılara katılanlar bu süreçte aktif çalıştılar mı? Herkesin eşit oy hakkı var mıydı?

                Devrim Boran- Evet evet, demokratik bir ortam vardı. Herkes konuştu, eleştirdi, soru sordu, oy kullandı.

                Ahmet Tulgar- Çocuklar da var mıydı?

                Devrim Boran–  İlk toplantıya sadece bir çocuk katıldı. Başta çocuklar faaliyetin öznesi değildi. Sonradan faal oldular.

                İshak Karakaş- Yabancılaşma ve yozlaşmaya karşı faaliyetleriniz ne düzeyde başarılı oldu? Geçmişe dönüp baktığınızda ne dersiniz?

                Devrim Boran-2006 yılında toplantılarımız sürerken önümüze bir fırsat geldi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tiyatro fiyatını 1 liraya düşürdü. Biz de bunu değerlendirelim, dedik. Annelerimiz köyden gelmiş, hayatlarında hiç tiyatroya gitmemişler. Kadınlar başta olmak üzere mahallelileri tiyatroya götürelim, dedik. 200 tane bilet aldık, kadınları ve çocukları tiyatroya götürdük. Bu biletleri 2 TL’den sattık. Kalan para ile de dergimizi çıkardık.

                Ahmet Tulgar- Sevdiler mi tiyatroyu?

                Devrim Boran– Evet, çok sevdiler. İlk etkinliğimiz bu oldu, 200 kişiyi tiyatroya götürmek oldu. Dergimizin ilk sayısı da Aralık 2006’da çıktı. 

                İshak Karakaş- Hangi isimle çıktı?

                Devrim Boran-Çınardibi dergisi. Çınardibi Sokağı’ndan geliyor ismi. 160 tane bastırmıştık,  hemen bitti bu. 60 tane daha bastırdık, o da bitti. Zamanla tirajı arttı. Kısa zamanda sahiplendi mahalleli dergiyi.

                Ahmet Tulgar- Ne kadar zamanda bir çıkıyor?

                Devrim Boran– Başta aylık olarak çıkarmaya karar vermiştik. Sonra baktık ayda bir çıkarmak mümkün değil, biz de yayın süresini kaldırdık. Şimdi “her an çıkabilir” esprisiyle çıkıyor.

                İshak Karakaş- Peki bu çalışmaların bir gideri var. Bu giderleri nasıl karşılıyorsunuz? Nasıl bir dayanışma ağınız var?

                Devrim Boran– İki tane gelir kaynağımız var. Bir tanesi dergi…  Örneğin dergimizin 15. sayısından yedi bin beş yüz lira geldi. 1600 tane dergi sattık.

                İshak Karakaş- Ne kadar fiyata satıyorsunuz?

                Devrim Boran– Gönlünüzden ne koparsa… Kimisi 1 lira veriyor, kimisi 2 lira veriyor, kimisi 5 lira veriyor. Parası olmayana bedava veriyoruz. Her sayıdan 300 tane bedava dağıtıyoruz. Yine derneğimizin 300 kadar üyesi var. Üyelerden de aidat alıyoruz. 

                İshak Karakaş- Aidatlar düzenli geliyor mu?

                Devrim Boran– Veriyorlar ama bazen aksatıyorlar.

                Ahmet Tulgar- Ne zaman yozlaşma ve yabancılaşmaya karşı mücadele kavramını duysam, hep kuşku ile yaklaşıyorum.  Yozlaşma başlığı altında tabir edilen uyuşturucu, alkol, fuhuş… Hepsi bir anlamda insanların özel hayatına giriyor. Siz bunlarla mücadele ettiğinizisöylerken Çınardibi’nde bir baskı aracına da dönüşmüyor musunuz?

                Devrim Boran-Çınardibi Kültür Merkezi’nin bir faaliyeti var, bir meşruiyeti var. İnsanlar seviyor, sayıyor. Uyuşturucu kullananlar bile saygı duyuyorlar bize.

 İshak Karakaş- Onları nasıl vazgeçiyorsunuz?

                Devrim Boran– Bizim derdimiz uyuşturucu kullananlara uyuşturucuyu bıraktırmak değil. Çocukların uyuşturucuya yönelmelerini engellemek. Onlara faaliyetler üretiyoruz, meşguliyetler üretiyoruz. Dernek ve dergi ile uğraşırken kötü alışkanlıklardan uzaklaşıyorlar.

                İshak Karakaş- Peki fuhuşu engelleyebiliyor musunuz?

                Devrim Boran– Maalesef, engelleyemiyoruz. Çok yaygın…

                İshak Karakaş-Derneğinizin 13 yıl önce açıldığını söyledin? Derneğe ilk gelen çocuklar artık büyüdüler, genç oldular. Çınardibi onların hayatını nasıl etkiledi? İzlenimleriniz nelerdir?

                Devrim Boran-Çınardibi sayesinde çocuklar kötü alışkanlıklardan uzaklaştılar, kendilerine bir meşgale buldular. Dergiye yazdılar, çizdiler. Bu arada biz 2007 yılından beri dergiye yazan, çizen çocuklara kitap hediye ediyoruz. Şimdiye kadar iki bine yakın çocuğa kitap hediye ettik. Çocuklar kitap okuyorlar. Derneğin faaliyetlerine katılıyor.

                Ahmet Tulgar- Siz faaliyetlerinize başladıktan sonra Çınardibi’nin nasıl bir değişim geçirdiğine dair bir araştırma yaptınız mı?  Sosyologlarla çalıştınız mı?

                Devrim Boran– Yok. Çalışmadık. 

                İshak Karakaş- Akademisyenlerden gönüllü çalışanlarınız var mı?

                Devrim Boran-Akademisyenlerden birey olarak yok ama bize destek veren gönüllü birçok kuruluş var. Bağlantılarımız var. Sabancı Üniversitesi, Robert Koleji, Özyeğin Üniversitesi, Eyüpoğlu koleji, Anne çocuk eğitim vakfı (AÇEV) bize destek veriyor. Üniversite öğrencileri çok destekliyor.

                Ahmet Tulgar- Herhangi bir ulusal ya da uluslararası kuruluştan maddi yardım alıyor musunuz?

                Devrim Boran-Yok, almadık şimdiye kadar. Hep kendi yağımızla kavrulduk. Gerek duymadık.

                İshak Karakaş- Prensip olarak mı almıyorsunuz?

                Devrim Boran-Yooo, prensip olarak değil. Buna gerek duymadık. Çünkü dernek kendi kendini çeviriyor. Dergiden de gelir geliyor. 

                Ahmet Tulgar- Peki, futbol turnuvalarından bahsedelim bir de. Nasıl geçiyor turnuvalar? Kız çocukları da bu turnuvalara katılıyor mu? Kadınların ilgisi nasıl futbola?

                Devrim Boran– Biz şimdi 2007 yılında çocuklardan bir futbol takımı kurduk.

                Ahmet Tulgar- Sadece erkek çocuklar mı?

                Devrim Boran– Evet sadece erkek çocuklardan. 9,10,11,12,13 yaşındaki çocuklardan futbol takımı kurduk.

                Ahmet Tulgar- Kız çocukları hangi sporu yapıyor?

                Devrim Boran– Onlar yapmıyorlar.

                Ahmet Tulgar- Niye?

                Devrim Boran–  Öyle bir talep gelmedi bize.

                İshak Karakaş- Tekrar futbol aktivitelerine dönelim…

                Devrim Boran– Futbol takımı kurduktan sonra dergi paralarıyla forma yaptırdık. Sonra 2009 yılının nisan ayında da “Uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı dostluk için oynuyoruz!” sloganıyla Çınardibi futbol turnuvalarını başlattık. Önce 13-14 yaş grupları için bir futbol turnuvası yaptık. Buna sekiz tane takım katıldı. Ondan sonra daha küçük çocuklar da turnuva istedi. 9-10 yaşları arasında turnuva düzenledik bu kez. Buna da 10 takım katıldı. Daha sonra daha küçük çocuklar istedi.  Bu kez de 7-10 yaş arasındaki çocuklar arasında Çınardibi futbol turnuvası yaptık, ona da 10 takım katıldı. 3 ay boyunca turnuva yaptık. 2009’un Ekim ve kasım aylarında 2. Çınardibi Futbol Turnuvası’nı düzenledik. 9-12 yaş ve 13-15 yaş arası kategorilerde… Şimdiye kadar yedi defa futbol turnuvası yaptık. Kategori bazında da 12 tane futbol turnuvası yaptık. 9-12 yaş ve 12-15 yaş arası kategorilerde futbol turnuvası yaptık çocuklara yönelik.

                İshak Karakaş- Takımlar nasıl kuruluyor?

                Devrim Boran-Çocuklar kendi aralarında toplanıyorlar, takım kuruyorlar sonra kendilerine kaptan seçip turnuvaya katılıyorlar.

                İshak Karakaş- Ama bunun için forma lazım, krampon lazım… Bunlar hep masraf.

                Devrim Boran- Hayır, yok öyle şeyler. Herkes kendi eşofmanları ve kendi ayakkabılarıyla geliyor.Çınardibi yoksul bir mahalle.

                İshak Karakaş- Biraz dergiden bahsedelim. Kimler yazıyor, kimler katılıyor dergi çalışmalarına? 

                Devrim Boran-Çınardibi dergisi halkın kendisini ifade etmesi için çıkan bir dergi. Çünkü halkın kendini ifade edebilmesi için imkânları çok kısıtlı. Ne gazeteleri var, ne televizyonları var. Halk kendi kendini ifade edemiyor. Dergiyi bunun için çıkarttık. O dergiye mahallenin insanlarıyazıyor, çiziyor. Başta büyükler yazıyordu. İlk dört sayıda büyükler yazıyordu. Ama sonra çocuklar sahiplenmeye başladı dergiyi. Çocuklar yazmaya başladı. Şimdi ağırlıklı olarak çocuklar yazıyor. Dergiyi katılım değişiyor. Mesela 10. sayımızda üç yüze yakın kişi katıldı dergiye. Normalde de 150 kişi katılıyor. Dergi sokaktan besleniyor.

                Ahmet Tulgar- Peki, insanlar orada dertlerini ifade ediyor. Sonra sorunlarına çözüm bulabiliyorlar mı? Mesela mahallesindeki kimi sorunlar anlatılıyor bir yazıda. O sorunu belediyeye kadar ulaştırıyorlar mı?

                Devrim Boran- Kendilerini ifade ediyorlar.

                İshak Karakaş- Ya da soruyu şöyle değiştirelim. Çocuklar evde yaşanan bir sorunu yazılarında dile getiriyorlar mı?

                Devrim Boran- Yazıyorlar yazıyorlar… Dediğim gibi dergi sokaktan besleniyor. Derginin 7. sayısına kadar dergiyi birebir ilişkiler üzerinden çıkartıyorduk. 7. sayıdan sonra sokağa çıkmaya başladık. Mahalleyi dolaşıyoruz, çocukların fotoğraflarını çekiyoruz. Bu fotoğrafları dergide yayımlıyoruz hem de afiş yapıp duvarlara asıyoruz. Bu da mahalleliden gelen bir talepti. Önceden internetten indirdiğimiz fotoğrafları kullanıyorduk. Sonra mahalleliler kendilerini görmek istediler dergide. Biz de mahallenin çocuklarının fotoğraflarını çekip dergiye koymaya başladık.

                İshak Karakaş-Çınardibi mahallesi yoksul bir mahalle ve çalışmalarınıza yoksul çocukları katılıyor. Dergide yazmak, kendi imzalarını görmek onlar için çok değerli. Kendi ürünleri yayınlanınca nasıl bir duygu yaşıyor çocuklar?

                Devrim Boran- Çok mutlu oluyorlar.

                İshak Karakaş- Biraz açar mısın bunu?

                Devrim Boran-Çocuklar kendilerini buluyor Çınardibi’nde. Çok seviniyorlar.  Çocuklar sahiplenmeye başladı. Dergiye yazıyorlar, çiziyorlar, dergiyi satıyorlar, afiş yapıyorlar, derginin bildirilerini dağıtıyorlar. 

                Ahmet Tulgar- Çok seviyor musunuz Çınardibi mahallesini?

                Devrim Boran- Evet, seviyorum.

                Ahmet Tulgar- Güzel mi?

                Devrim Boran- Güzel… Gecekondu mahallesi.

                Ahmet Tulgar- Dünyanın başka bir ülkesinde olmak ister miydiniz?

                Devrim Boran-Küba’da olmak isterdim.

                İshak Karakaş- Neden Küba?

                Devrim Boran– Sosyalist olduğu için…

                İshak Karakaş– Siz Çınardibi’nde çok kıymetli bir çalışma yapıyorsunuz. Peki, başka mahalleler size gıpta ediyor mu ya da sizi örnek alıyorlar mı?

                Devrim Boran– Bizim başka bağlantılarımız da var başka mahallelerde. Oralarda da yapmak istiyorlar ama zor bir çalışma olduğu için yapamıyorlar.

                Ahmet Tulgar– Peki, faaliyetlerinizden rahatsız olan resmi ya da gayrı resmi bir kurum var mı?

                Devrim Boran– Hayır yok. Kimse rahatsız olmuyor. Şimdiye kadar kimseyle karşı karşıya gelmedik.

                Ahmet Tulgar– Peki, siyasi örgütlerden size gelen var mı?

                Devrim Boran– Siyasi yapılar geliyor gidiyor ama herhangi bir örgütle bizi yaftalama olmadı. Bizim kapımız herkese açık ama örgütler genelde kullanmaya çalışıyorlar bizi.

                Ahmet Tulgar– Kullanabiliyorlar mı peki?

                Devrim Boran– (Gülüyor) Yok.

                Ahmet Tulgar– Peki sizin herhangi bir siyasi aidiyetiniz var mı?

                Devrim Boran– Hayır. Çınardibi Kültür Merkezi tamamen bağımsız bir kuruluş…

                İshak Karakaş– Artık tanınıyorsunuz. İnsanlar sizden haberdar. Birçok televizyona da çıktınız. Çınardibi mahallesinde mi kalacaksınız yoksa başka mahallelere açılmayı düşünüyor musunuz?

                Devrim Boran– Biz bir mahalle derneğiyiz ve Çınardibi’nde kalacağız.

                İshak Karakaş– Diğer mahallelere gitmeyi düşünmüyor musunuz?

                Devrim Boran– Bizim o kadar gücümüz yok. Çınardibi halkıyla yürütüyoruz biz bu çalışmayı.

                Ahmet Tulgar- Ben tekrar şu soruyu sormak istiyorum; kız çocukları hangi çalışmalarınıza katılıyor?

                Devrim Boran– Kız çocukları da katılıyor dernek çalışmalarına. Kültür merkezinde iki tane etkinliğimiz var; Yazın yaz Okulu yapıyoruz, kışın da Kış Okulu yapıyoruz. 5-14 yaş arası çocuklara ücretsiz kurslar düzenliyoruz; bağlama, gitar, sinema, tiyatro, pantomim, resim, satranç gibi kurslar düzenliyoruz. Kız çocukları da erkek çocukları da katılıyor bu kurslara?

                İshak Karakaş– Kurs öğretmenleri nereden geliyor?

                Devrim Boran– Üniversitelerden öğrenciler geliyor. Bizi destekleyen kurumlardan gönüllüler geliyor.

                Ahmet Tulgar– Peki, siz ne olacaksınız bu arada?

                İshak Karakaş– Evet, kendini adamışsın bu işlere…

                Ahmet Tulgar-Hayatta bir kariyer amacınız yok mu?

                Devrim Boran– Yok. Devrim olunmalı…

                Ahmet Tulgar– Zaten Çınardibi’nde yapmışsınız bir devrim. Çok güzel.

                İshak Karakaş– Aktif üyelerinizin ne kadar? 

                Devrim Boran– Zaman zaman değişiyor, 20 oluyor, 30 oluyor, 40 oluyor. Ama çalışmaları mahallenin hepsi destekliyor.

                İshak Karakaş– Resmi yönetim organlarınız yok mu?

                Devrim Boran– Resmiyete karşıyız. Gönüllülük üzerinden yürüyor bizde çalışmalar.

                İshak Karakaş– Ama resmiyette kurullarınız var değil mi?

                Devrim Boran– Sadece resmiyette…

                İshak Karakaş– Yoksul bir mahallede çocuklar, hayatlarında ulaşmaları belki de zor etkinliklerin içine giriyorlar, üstelik bunları örgütlüyorlar. Çok hoş ve değerli bir çalışma bu. Peki bu çalışmalar, çocuklara hayatta nasıl bir motivasyon sağlıyor? Bir de kolektif çabanın eseri bütün faaliyetleriniz. Bu dayanışma ruhu nasıl bir etki yaratıyor çocuklarda?

                Devrim Boran– Çocuklar irade sahibi oluyorlar, birlikte üretim birlikte paylaşma duygusunu kazanıyorlar. Özgüvenleri gelişiyor. Mahallede dayanışmayı geliştirmek için geleneksel Çınardibi şenlikleri düzenliyoruz. Kendi çalışmalarımızı bütün mahalle ile paylaşım, dedik. Şenliği bunun için düzenliyoruz. İlkini 2007’de “Çınardibiile ele ele…” sloganı ile yapmıştık. Bu şenlikte kültür merkezi fikrimizi paylaşalım, dedik. O şenlik de gelenekselleşti artık. Bazen salonda bazen açık havada yapıyoruz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz