Evrensel Gazetesi’ne çıktık – “Çınardibi: Gör(e)meyenlere göz konuş(a)mayanlara dil duy(a)mayanlara kulak” – 18.12.2010

30

Çınardibi: Gör(e)meyenlere göz konuş(a)mayanlara dil duy(a)mayanlara kulak

Kazım Karabekir, Ümraniye’de bir emekçi mahallesi. 1.5 yıl önce dörde bölünmüş. Her emekçi mahallesi gibi birliği, örgütlülüğü, varlığı tehlike altında. Fakat bu tehlikeye karşı direnen, yabancılaşmaya, yozlaşmaya karşı çıkan özgün bir yapılanma mahalleye umut aşılıyor. Çınardibi Dergisi ve Kültür Merkezi tam 4 yıldır ” başka bir mahallenin” de mümkün olabileceğini ispatlama çabasında. Oluşumun kurucularından, Çınardibi Dergisi Editörü Devrim Boran’la bir pazar günü Çınardibi Kültür Merkezi’nde buluştuk ve serüvenin öyküsünü onun ağzından dinledik.

            Çınardibi ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?
2006’nın sonlarında Kazım Karabekir Mahallesi’nde lise ve üniversite çağındaki gençler olarak bir araya geldik. Çünkü bir derdimiz vardı. Mahallemiz köyden kente göç etmiş insanların oluşturduğu bir emekçi mahallesi ve her yoksul mahallede olduğu gibi burada da yoğun bir yozlaşma ve yabancılaşma yaşanıyor. Yozlaşmadan kastımız uyuşturucu, kumar, fuhuş ve çeteleşme. Yabancılaşmadan kastımız ise mahallelinin birbirinden gitgide uzaklaşması, toplumsal bağların kopması ve yalnızlaşmaları. Halkı denetim altında tutmak için sistem tarafından dayatılan yozlaşmaya ve yabancılaşmaya karşı bir alternatif oluşturmak gerektiğini düşündük ve ne yapılabileceği üzerine kafa yorduk. Nihayetinde mahallelinin yazıp çizeceği bir dergi çıkarmaya ve dergi üzerinden de faaliyeti örgütlemeye karar verdik. Bir ay boyunca her yaştan, toplamda 50’ye yakın mahalle sakininin katılımıyla toplantılar düzenledik. Bu toplantılarla dergimizin ismini, sloganını, logosunu, içeriğini, yayın süresini vb. belirledik. Demokratik bir ortamda herkes, konuştu, tartıştı, öneri sundu, eleştirdi ve karar aldı. Bütün kararlar ya oy birliğiyle ya da oluşan eğilimle alındı. Ve nihayetinde Çınardibi var oldu.

            Derginin adını neden Çınardibi koydunuz?
Derginin ismine ilişkin üç öneri yapıldı: Çınardibi, Kurşunkalem ve Zeytindalı. Sandık kurup oylama yaptık ve Çınardibi seçildi. Çınardibi, mahallemizde çınar ağaçları ve çeşmesi ile simgesel yanı olan bir sokağın adı. Ortak paydamız olan aynı mahallede yaşıyor olmamızı vurguladığı için “Çınardibi” ismini seçtik.

            Dergi paralı mı? Bugüne kadar kaç dergi çıkardınız, kaç kişiye ulaştınız ve derginin dağıtımını nasıl yapıyorsunuz?
2006’nın aralık ayından beri çıkarıyoruz dergiyi. 4 yılda 13 sayı dergi çıkardık. Gelinen aşamada her sayıda 1000’e yakın dergi dağıtıyoruz. Derginin ticari bir yanı yok. Toplumu değiştirmeyi amaçlayan bir yayın. Gönlünüzden ne koparsa” esprisiyle, kapı kapı dolaşarak dergiyi mahalleliye ulaştırıyoruz. Kimisi 1 lira veriyor, kimisi 5 lira veriyor. Kiminin parası yok ama okumak istiyor. Onlara da bedava veriyoruz. Her sayıda 100-200 arası dergiyi ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Tamamen halkın yazdığı, çizdiği ve okuduğu, mahallelinin ortak emeğinin ürünü olan bir dergi” Derginin ilk sayısının şöyle bir öyküsü var: 2006’nın sonlarında İstanbul Büyükşehir Belediyesi şehir tiyatrolarında bilet fiyatlarını 1 Liraya düşürdü ve biz de bu fırsatı değerlendirdik. Kadın ağırlıklı 200 mahalleliyi “Lüküs Hayat” oyununa götürdük. Biletleri 2 Liradan sattık. Böylece, hem mahalleliyi tiyatroya götürmüş olduk, hem de etkinlikten kalan parayla ilk sayımızı çıkardık.

            Dergi aracılığıyla başka ne gibi faaliyetler yürüttünüz?
5. sayıdan beri dergiye yazan-çizen çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak amacıyla kitap hediye ediyoruz. Bugüne kadar bini aşkın çocuğa kitap hediye ettik. Zaten dergi sürecinde özellikle çocukların çok büyük bir ilgi ve katkısı vardı. Yazlık sinema şeklinde film gösterimleri yaptık. “Uyuşturucuya ve çeteleşmeye karşı dostluk için futbol oynuyoruz” sloganı ile futbol turnuvaları düzenledik. Dayanışma şenlikleri yaptık. Elbise toplayıp ihtiyaç sahiplerine dağıttık. Emekçi kadınlar gününde kadınlara karanfil dağıttık.”

            Tüm bu faaliyetlerden sonra kültür merkezi fikri nasıl ortaya çıktı?
Kurumsallaşma fikri başından beri aklımızdaydı. 2007 de derginin 3.sayısı ile kültür merkezi fikrini gündemleştirdik. Aynı yılın sonunda da bir dayanışma şenliği düzenledik. Ve Çınardibi Kültür Merkezi, yılları bulan kolektif bir emeğin ürünü olarak 1 Mayıs 2009 da açıldı.

            Ne gibi faaliyetler yürütüyorsunuz kültür merkezinde?
Kültür merkezinde ağırlıklı olarak kurslar veriyoruz. Matematik, İngilizce, Türkçe, Gitar, Bağlama gibi kurslarımız var. Bağlama ve gitar kurslarımız ücretli. Çünkü bu dersleri veren hocalarımız geçimlerini bu yolla sağlıyor. Fakat Matematik, İngilizce ve Türkçe kurslarımız ücretsiz. Bunun da özel bir sebebi var. Kapitalizm, eğitimi hak olmaktan çıkarıp paralı hale getirmeye çalışıyor. Eğitimin ticarileştirilmesine karşıyız ve kurslarımızı da “Eğitim haktır, satılamaz” sloganıyla düzenliyoruz. Amacımız sadece çocuklara ders vermek değil, bu yolla duruşumuzu ortaya koymak ve topluma bir mesaj vermek.

            Mahallede, dergi ve kültür merkezi aracılığıyla oluşturduğunuz örgütlülüğün kentsel dönüşüm gibi tehditlere direnme noktasında bir katkısı olacağına inanıyor musunuz?
Kesinlikle. Bir örnek verecek olursam, geçen yıl mahallemizde bir baz istasyonu kuruldu. Bildiğiniz gibi baz istasyonları halkın sağlığına zararlı. Mahalleli baz istasyonuna karşı kendiliğinden bir tepki ortaya koydu. Biz de Çınardibi olarak, soruna müdahil olduk ve baz istasyonunu kırdık. Halk zaten bu tip sorunlarda bizi bir özne olarak görüyor ve halkın bizden bu yönde bir beklentisi var. Elbette ki kentsel dönüşüm sürecinde Çınardibi’nin mahallede yarattığı örgütlülük önemli bir rol oynayacaktır.

            Sizce Çınardibi devletin doldurmakta yetersiz kaldığı bir boşluğu mu dolduruyor?
Tersine. Devlet halkı örgütsüzleştirmeye çalışıyor. Biz ise halkı ortak sorunlar çerçevesinde birleşmeye ve mücadele etmeye çağırıyoruz. Çınardibi, sisteme karşı, halkla birlikte kendini var eden bir oluşum. Çınardibi, halkın içinden çıktı, halkla birlikte var oldu ve var olmaya da devam ediyor”
Son olarak, “Göremeyenlere göz, konuşamayanlara dil, duyamayanlara kulak olsun diyedir ki Çınardibi ete kemiğe büründü” diyerek yola çıkmıştık. Çınardibi, halkın kendini ifade ettiği, var ettiği, örgütlediği, hayatın öznesi haline geldiği bir oluşum. Benzeri oluşumların emekçi mahallelerde var olması çok önemli. Düşünsenize insanlar, yazıyor, çiziyor, üretiyor, paylaşıyor, dayanışıyor, irade ve özgüven kazanıyor, yaşadıkları yeri dönüştürüyor ” Çınardibi gibi oluşumların yayılması demek, ülkenin atmosferinin, ikliminin değişmesi demek”

KENTSEL DÖNÜŞÜME KARŞI.

Mahalleniz kentsel dönüşüm kapsamında. Bu süreç hakkında bizi bilgilendirebilir misiniz?
Evet, mahallemiz 2-B arazisi kapsamında ve 2-B’nin de yasallaşmasıyla birlikte kentsel dönüşüm tehdidini de yavaş yavaş hissetmeye başladık. 4-5 ay önce mahallede tapu-kadastro çalışmaları yapıldı. İnsanlar kendilerine tapu verileceği beklentisi içerisinde ama birçok müteahhidin gözünün de mahallemizin üzerinde olduğu bir gerçek. Mahallemiz yıkım tehlikesiyle karşı karşıya. Geçen yaz düzenlediğimiz şenlikte “Kentsel dönüşüme karşı birleşelim, mücadele edelim” çağrısı yaptık mahalleliye. 

SESLERİNİ DUYURMAK İÇİN
Derginin içinde neler var? Dergiyi bu kadar anlamlı kılan nedir?
Derginin şöyle bir anlamı var; bu mahallede yaşayan insanlar emekçi insanlar. Kendilerini ifade edebilecekleri gazete, dergi, televizyon, radyo gibi olanaklar son derece sınırlı. Mahalleli bu dergi aracılığıyla kendini ifade edebilsin, sesini duyurabilsin istedik. Tabii dergi çıkmadan önce kendimizi mahalleye tanıttık, amaçlarımızı anlattık. İlk sayımızı 160 adet bastık ve birkaç gün içinde hepsi tükendi.

(İstanbul/EVRENSEL)
Mithat Fabian Sözmen

(18 Aralık 2010 tarihinde EVRENSEL Gazetesi’nde çıkan röportajımızdır.)

KAYNAK : EVRENSEL GAZETESİ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz